MEDYA >> Güncel >> Melih Altınok'un yazısı: PORNO GAZETECİLİĞİ



medusa
22.08.2008 03:10
PORNO GAZETECİLİĞİ
melihaltinok@birgun.net

Hatırlayacaksınız Hürriyet geçtiğimiz yıl haziran ayında temiz internet kampanyası düzenlemişti. Bu kampanyanın ateşli sözcüsü Fatih Çekirge bakınız o zaman neler söylemişti:

“İnternet gazeteciliğiyle hiç ilgisi olmayan yalnızca kadın teşhirine dayanan, çıplak, yarı pornografik fotoğrafları tümüyle kaldırıyor ve yayınlamama kararı alıyoruz... Bu belki de bizim günlük tirajımızı ya da sayfa görüntülenmemizi düşürebilir ancak biz tirajın değil düzeyin ve doğru haberciliğin yüksekliğini önemsiyoruz... Bu tür teşhire dayanan foto-galeri zihniyetinin habercilikle ilgisi olmadığını düşünüyoruz. Üstelik kadını yalnızca teşhir malzemesi olarak gören bu zihniyetin insana karşı bir saygısızlık olduğunu da söylüyoruz... Umarız aynı uygulamayı diğer internet gazeteleri de yapar... (22.06.2007)

Tabii ki yerseniz...

Sayın Çekirge’nin bu girişiminin ömrünün bir ay bile sürmediğini ve diğer internet gazetelerinin Hürriyet’in bu kampanyasını desteklemediklerini söylememize sanırım gerek yok.

Üç yüz, beş yüz bin tirajın, internette yüz binlerce ‘tık’ almanın bedeli bu. Ama ne olursa olsun mesleği gazetecilik olanların vicdanında azıcık da olsa hasar bırakıyor olmalı bu porno gazeteciliği. Düşünsenize, çalıştığınız, yazdığınız gazete, yayınladığı fotoğraflar, görüntüler ve verdiği linklerden ötürü ‘filtre’lerden geçemiyor.

Ama vahşi piyasa koşullarında etiğin, vicdanın lafı mı olur, değil mi? Hem zaten talep yaratmıyor, talebini karşılıyorsunuz sadece; biliyoruz. Ne var ki uydurduğunuz bahaneler, her gün daha tekinsiz hale gelen sokağın umurunda bile değil. Hal böyle olunca da şiddete, tacize, tecavüze karşı önerdiğiniz tek çözüm polisiye tedbirler oluyor doğal olarak.

Yayınlarınızın bu cehenneme giden yolun taşlarını döşediğini sizler de çok iyi biliyorsunuz beyler. Gelin Ayşe Savran’a biraz kulak verelim:

“İçinde yaşadığımız toplumda kız ve oğlan çocukları olarak, doğumdan itibaren, aile, din, eğitim sistemi ve medya aracılığıyla, erkekliği tanımlayan niteliklerin güçlü, egemen ve aktif olmak, kadınlığın ise uysallık ve itaat ile ilgili olduğunu duyarak, görerek yetişiyoruz. Şiddet, öğrenilen bir davranış. Oğlan çocukları ve yetişkin erkekler, aileden, okuldan, dinden, medyadan kadınlar üzerindeki iktidar ve denetimlerini korumak, erkekliklerini hem kadınlara, hem de diğer erkeklere kanıtlamak için şiddete başvurabileceklerini öğreniyor.”

Evet, şiddet öğrenilen bir davranış. Tekrar da bu davranışı meşrulaştırmanın temel aracı.

Pornografi konusu yalnızca cinsel alanla sınırlı değil elbette. Her ne kadar ‘Porne’ (fahişe) ile ‘graphos’ (yazmak/çizmek) sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan Yunanca bir terim olsa da, köken itibariyle ‘fahişeler üzerine yazmak’ anlamına gelse de, çağdaş literatürde bu terimin içeriğine ‘haz yaratmak’ gibi bir amaçla kullanıldığı da dahil ediliyor ki bu nokta çok önemli.

Pornografi insanların zaaflarına hitap ediyor. Bu açıdan kan, cinayet ve savaşa dair dolaysız, ima etmeyen, gösterenle gösterilenin aynı olduğu enformasyonları da bu alana dahil etmek pekâlâ mümkün. Örneğin bir terör saldırısına ya da savaşa dair ham görüntülerin ve fotoğrafların hiçbir süzgeçten geçirilmeden teşhir edilmesi de bu bağlamda tartışılabilir. Güngören’deki terör saldırısının ardından ulusal gazetelerin haberi hangi fotoğraflar eşliğinde sunduğunu hatırlayalım. Ya da Kafkasya’da başlayan savaşa dair görüntüleri. Durum tek kelimeyle vahim! Üstelik bu konularda oldukça hassas davranan gazeteler de ne yazık ki sınıfta kaldı: BirGün de dahil…

Geçtiğimiz günlerde Hıncal Uluç, kan ve vahşet görüntülerine gazetelerde yer verilmemesi için tüm yayın yönetmenlerine bir ‘centilmenlik anlaşması’ önermişti. Serdar Turgut dışında kimse bu öneriye olumlu yanıt vermemiş. Uluç da cumartesi günü, konuya hassasiyet gösterip kendisini arayan Turgut’a hitaben yazdığı yazısında bu işin kendisini aştığını, bu konuda tek adresin Cumhurbaşkanı olduğunu yazdı.

İlla yasa, yasak mı gerekiyor? Cumhurbaşkanı’na gelene kadar gazetecilerin örgütleri, mesleğin duayenleri yok mu?

Durum ciddi. Gösterin iyi niyetinizi. İrade koyacak gücünüz de var. İnanın topu taca atmak anlamına gelecek her cevap, günü gelir çıkar karşınıza. Bir gazete polemiğinde falan demiyorum artık; bir de sokak var ya hani.

BirGün


Şikayet Et