Feminizmin bulanık sularında

Yazar: mediz.org

26.06.2008

Modernliğin kırılması ve günümüzdeki demokrat zihniyet temelli farklı bir toplumsal varoluş halinin aranmaya başlamasında muhakkak ki bizzat modernliğin başarısızlıklarını n payı büyük. Modern anlayış, özellikle vatandaşlık, kimlik ve ahlak açısından bugünün toplumlarının sorunlarını çözmede ve taleplere yanıt vermede yeterli olamadı. Dolayısıyla, modernliğin eleştirisi de esas olarak bu üç alanda kendini gösterdi. Vatandaşlığın zımni eşitsizlikler içerdiği, bazı kimliklerin sürekli ve sistematik olarak mağdur edildiği ve tüm toplumu konuşmaya davet eden bir ahlaki dilin var olmadığı üzerinde duruldu. Bu ahlaki dilin yokluğunda eşitsizliklerin, adaletsizliklerin ve özgürlük eksikliğinin sanki doğal ve normalmiş gibi yaşatılabilmesi, demokratlığı bir alternatif zihniyet olarak öne çıkardı. Çünkü dinsel bir temele dayanmamasına rağmen ortak bir ahlakın üretilmesini mümkün kılan yegane bakış buydu.

Söz konusu sadece kuramsal bir boyutta yol almadı, çünkü zaten somut mağduriyetler kimliksel taleplere, bunlar da yeni bir vatandaşlık tanımına gönderme yapmakta, söz konusu 'yeninin' gündeme getirilebilmesi ise her düzlemde yüzleşmeleri davet etmekteydi. Bu mücadelenin en önemli ayaklarından biri, kadim bir mağduriyeti dile getiren feminist harekettir. Ancak bu hareketin gücü, kadınların erkekler tarafından ezilmişliğinden kaynaklanmaz. Aksine, feminist hareketin demokratlık ve ahlak bağlamında 'kurucu' bir anlayış olmasından kaynaklanır. Diğer bir deyişle, bu hareketin felsefesi farklılıkların eşit ve özgür olmasını vurgularken, gerçekte 'insan' olmanın unutulmuş değerlerine de göndermede bulunur. Feminizm, erkek üstünlüğünün giderilmesiyle yetinemez. Çünkü eğer öyle olursa kısa zamanda 'erkeksileşir'. Feminizmin geleceği belirleyecek duyarlılıklarından biri olarak kalabilmesi, kadının saygınlığı üzerinden, bizzat insanı yeniden tanımlama gücüne bağlıdır.

Bu bakışa sahip bir çok düşünür ve aktivist var. Bunların pek çoğu, erkeklerin egemen olduğu bu dünyada kendilerine yer bulamamaları sonucu yönlendikleri 'alternatif' yaşama ve düşünme biçimleri içinde kendilerini yeniden tanımlama şansını bulan insanlar... Diğer bir deyişle, yüzeysel bir 'izm'in peşinden gitmeyi reddeden, kendi hayat pratiklerinde yeni bir ahlaki duruşu keşfeden insanlar... Mağduriyetin kolaycılığı içinde kendilerini 'kişilikli' sanmanın, kimlik üzerinden kişilik sahibi olmanın çekiciliğine kapılmayıp, kadınlığın derin sularıyla da yüzleşen yürekli kişiler... Bu feminizm, insanlık için anlamlı olan bir bakıştır. Çünkü demokratlığın ve ahlakın dokusunu, doğasını oluşturan temel yapıtaşlarından biridir...

Ama ne yazık ki insanlar feminist olmakla kendiliğinden ahlaklı ve demokrat olmazlar. Tersine, ahlaklı ve demokrat olabildikleri ölçüde, yukarda anlatılan feminizmi kavrayabilir ve taşıyabilirler. Geçen haftalarda Agos'u da ilgilendiren bir olay Türkiye'deki feministlerin bu yüzünü ortaya koydu. Bir yazarımızın eşine yaptığı ve kabul edilmesi mümkün olmayan bir hareketi kınamak üzere yola çıkan bazı feministlerin ne denli gayri ahlaki davranabileceklerin i gördük. Söz konusu yazarın Agos'tan atılması yönündeki isteklerinin yerine gelmemesi üzerine benden aldıkları ve sadece Agos çevresindeki 13 kişiye hitaben, el yazısıyla yazılmış bir paragrafın tek bir cümlesini de işin içine katarak gazete aleyhine kampanya yaptılar. O paragrafta söz konusu şiddetin de kınandığından, olayın cinsel kimliği aşan insani bir boyutu olduğunun vurgulandığından ise söz etmediler. Anlaşılan, onlar için ele geçirdikleri 'saldırganlık yandaşlarının' üzerine çullanmak o denli çekiciydi ki, feminizmin erkek dünyası niteliklerinin dışına çıkan bir kadını ima ettiğini bile anlamadılar. İntikamın çağırdığı yerde insanın insan olarak kalamayacağını, bu tür bir kadınlık halinin utanç verici olduğunu bile idrak edemediler.

Feminist olmak hiçbir şey demek değil... Bu, bizatihi kıymetli bir kimlik değil... Onu kıymetli yapan, bu kimliği taşıyanın zihniyeti ve ahlak anlayışıdır. Ne yazık ki bizim küçük çevremizin kadınları bile 'hoyrat erkek' ihtiyacına dönüşen bir ideolojik yüzeysellik içindeler.

Ben bu yazarımızın yaptığının erkeklikle değil, düpedüz insanlıkla ilgili bir durum olduğunu düşünüyorum. Aynı hareketin bir kadın tarafından hiçbir şekilde yapılamayacağını düşünenler varsa, onlara sözüm yok. Ama düşünmeyi sürdüren kadınların erkek kimliğini kendi kafalarında, insan olmayı engelleyen bir bakış içinde yeniden yaratmalarını fazlasıyla üzücü buluyorum. Bu yazar, yazılarına devam edecek. Feminist oldukları için buna tahammülü olmayanlar bizle ilişkilerini kesebilirler. Agos olarak sahip olduğumuz düstur 'insan olan beri gelsin'den ibarettir. Geri kalan herkese uğurlar ola...



Yorum yapabilmeniz için sisteme giriş yapmanız gerekmektedir.