'Kadınlar medyada alternatif yaratmalı'
Birgün
Bağımsız İletişim Ağı BİA-NET, dünyanın dört bir yanından gazeteciler, öğrenciler ve aktivistlrin katılımıyla İstanbul'da bugün başlayacak ve 5 Kasım'a kadar devam edecek Uluslararası Bağımsız Medya Forumu düzenliyor. Amacı farklı pratikleri biraraya getirerek demokratik, katılımcı ve bağımsız bir medya evreninin olanaklarını, ortaya çıkartmak ve "başka bir iletişim"! kurmaya doğru adım atmak olan forum öncesi kadın akademisyenlere, gazetecilere ve aktivistlere medya kadın ilişkisi ve nasıl bir medya istediklerini sorduk.
'TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ PEKİŞTİRİLİYOR'
Sorularımızı yanıtlayan Sosyolog Pınar Selek, medyada kadının sunumunun hâlâ nesne olmaktan öteye geçemediğine dikkat çekerek, son yıllarda kadın mücadelesinin artışıyla bu durumun değişmeye başladığını, buna karşın yeterli ilerleme sağlanamadığını söyledi. Selek buna rağmen erkek egemen sistemin gerilemediğinin altını çizdi.
Kadınların bağımsız yayınlarının gelişmesi gerektiğini söyleyen Selek, yaygın medyada milliyetçi ataerkil erkek söylemin ağırlığını koruduğunu dile getirerek, medya önerisini, yaygın medyada çalışan kadınların kadın hareketinde örgütlenmesi ve virüs gibi yayılan bağımsız iletişim ağlarının gelişmesi olarak dile getirdi.
Pazartesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Beyhan Demir de medyanın kadın haberciliği açısından iki yüzlü olduğunu söyleyerek, "Kadın haberlerine son yıllarda daha çok rastlanıyor ama bu haberler de mağdur kadın üzerine kurgulanıyor. Kullanılan dil de toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiriyor" diye konuştu.
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nükhet Sirman ise medyada kadının kültürel kodlarıyla yer aldığını belirtti. Bu kodların, vamp, fedakar gibi ayrımları olduğunu söyleyen Sirman, "Kadının birey olduğu gerçeği görmezden geliniyor" dedi.
Sirman, kadının medyada farklı yer almasının, politik yollardan geçtiğini, kadınların parlamentoda yer alması gerektiğini de sözlerine ekleyerek, alternatif medyanın çözüm olabileceğini fakat onun da marjinal algılanmaktan kurtulması gerektiğini kaydetti.
'HABER ÖZNESİ DEĞİL, ARZU NESNESİ'
Cumhuriyet gazetesinden Berat Günçıkan, kadınların haberlerde haber öznesi olarak değil, arzu nesnesi olarak sunulduğuna dikkat çekerek, cinayet haberlerinde bile bu durumun değişmediğine işaret etti. Daha marjinal, daha radikal bir dilin yaygın olduğu alternatif medya kanallarının da gelişmesinin önemine değinen Günçıkan, "Kadınların sistemin yeniden üreticisi olmaktan çıkıp kadın için kapı aralayan gazetecilik yapması gerektiğini düşünüyorum," dedi. Haber dilinde erkek karakterin tüm açıklığıyla ortada olduğunu söyleyen Doç Dr. Gülgün Erdoğan Tosun da, "Töre cinayetlerini kadının yazgısı olarak gösteren medya dili, asıl fail olan erkeği gizliyor. Sadece medyanın dili mi acaba? Politikanın dili de erkek değil mi?" açıklamasını yaptı. BİANET
Medya, kadına yönelik şiddeti magazinleştiriyor
İNCİ HEKIMOĞLU
Medyada kadınlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve hak ihlallerini izlemek, fark ettirmek ve önlemek amacıyla Medya İzleme Grubu (MEDİZ) kuruldu. 22 kadın kurumu/gurubunun desteğiyle kurulan Medya İzleme Grubu, medyadaki ayrımcılığa ilişkin tespiüerini de açıkladı. "Medyada Kadınların İnsan Hakları İhlallerine Son!" sloganıyla duyurusunu yapan MEDİZ, medyanın kadın haklarını sürekli ihlal ettiği tespitini yaparak, sorumlu davranmaya çağırdı. MEDİZ'in açıklamasında kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri sonucu yaşadığı her tür şiddet ve ayrımcılığın sadece kadınların değil tüm toplumun sorunu olduğu medyanın da artan teşhir, magazinleştirme, cinsiyetçi önyargıları yineleme, şiddetin magazinleştirilme-si, erotikleştirilmesi ve pornografi üretimi aracılığıyla tüm kadınların bedensel, zihinsel ve duygusal bütünlüğüne zarar verdiğinin altı çizildi.
HAK İHLALLERİ
MEDİZ medyada kadın hakları ihlallerini ise şöyle sıraladı:
Cinsiyetçi haber, sunum dili ve görsel malzeme ile özel hayatı teşhir ederek, özel hayatın dokunulmazlığını ihlal ederek, şiddete maruz kalanları cinsiyetçi yargılar eşliğinde kendi kurduğu sanık sandalyesine çıkararak, tecavüz ya da şiddete maruz kalanın 'ahlakını', 'yaşam biçimini' sorgulamaya kalkışarak yani suçluyu ya da suçu değil, tam tersine suça maruz kalan kadını cinsiyetçi önkabullerle yargılayarak, kadınları ve kadınlara yönelik işlenen suçları magazinleştire-rek ve bu suçları erotik, pornografik röntgenciliği besleyecek şekilde reyting / izlenirlik malzemesine dönüştürerek, haberlerde kadınlara yer vermeyerek, kadınlara yönelik şiddet ve cinsiyet-çilik söz konusu olduğunda kendi iç denetim ve eğitim mekanizmalarını hemen hiç işletmeyerek, değişik alanlara ve kadınlara dair konuları işlerken, kendi alanında yıllardır mücadele veren, önemli bir bilgi ve deneyim birikimine sahip kadınları ve kadın örgütlerini muhatap almayarak, görüşlerine başvurmayarak.