Medya Şiddete Destek Vermekten Vazgeçecek mi?

44. Antalya Altın Portakal Film Festivali sırasında festival ve TÜRSAK başkanı Engin Yiğitgil'in festivalin basın danışmanı Nimet Demir'e sözlü ve fiziksel şiddet uyguladığı haberi geçtiğimiz hafta yazılı ve görsel basında geniş olarak yer aldı.

NTV'de yayınlanmakta olan Gece Gündüz programında ise, haber, programın sunucusu Yekta Kopan'ın "Bütün büyük organizasyonlarda ister istemez polemikler de oluyor, tartışmalar da oluyor. Bazen de yaratılıyor. Altın Portakal Film Festivali de polemiksiz geçmedi. Festival boyunca kulağımıza farklı farklı, aslında dikkate bile almadığımız tartışmalar geldi. Dün kapanış gününde de tartışmalar vardı" sözleriyle başladı. Haberin devamında Engin Yiğitgil ve Nimet Demir'in iddialarına yer verildi ve "Her şey bir yana Altın Portakal Film Festivali bu yıl kusursuza yakın bir organizasyonla bir kez daha saygınlığını göstermiş oldu. Son gün yaşanan tartışmalarsa bu tarz büyük organizasyonların doğası gereği yaşanan olmazsa olmazlarından biri olarak görülebilir herhalde" yorumu yapıldı. Benzer yorumlara farklı yazarların, sinemacıların sözlerinde de rastladık.

NTV'ye, Gece Gündüz programı sorumlularına ve benzer yaklaşım sergileyen herkese soruyoruz: Kadınlara karşı şiddeti ve ayrımcılığı yok sayan, üzerini örtmeye çalışan, giderek şiddeti meşrulaştıran bu tür yaklaşımlar hangi medya etiğine sığar? Hayatın her alanında kadının baskılanmasını, susturulmasını, daha "büyük" ve "önemli" gördüğünüz şeyler için feda edilmesini "doğal" karşılamaya daha ne kadar devam edeceksiniz?

Antalya Film Festivali, Türkiye sineması açısından önemli ve değerli bir festivaldir. Yüzlerce binlerce sinema emekçisinin ve ev sahibi Antalya'lıların ve Antalya Belediyesi'nin çabalarıyla bugüne kadar getirilmiş ve bu çabalar sayesinde devam edecek bir festivaldir. Ancak kimsenin, bu gerçeğin ardına sığınarak, kimseye şiddet uygulama hakkı yoktur. Şiddet uygulayan kişinin sıfatı ne olursa olsun, açık ve net bir biçimde kınanması gereken bu olayın üstünü örtmeye çalışmak, bu festivale ve festivale emeği geçenlere yapılacak en büyük saygısızlıktır. Festivalin saygınlığına asıl gölge düşürebilecek olan da, bu şiddetin, festival organizasyonunun ve festival felsefesinin "doğası gereği yaşanan, olmazsa olmazlardan biri olarak" yansıtılmaya ve kamuoyu tarafından kabullendirilmeye çalışılmasıdır.

Hiçbir organizasyonun "büyüklüğü", hiç kimsenin, hiç kimseye şiddet uygulamasını mazur gösterecek bir gerekçe olamaz.

Başta NTV olmak üzere tüm medya kuruluşlarına, kadınlara uygulanan şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi konusundaki sorumluluklarını hatırlatıyor; şiddeti doğal ve meşru gören, önemsiz bir ayrıntıya indirgemeye çalışan bu yaklaşımlarına acilen son vermelerini bekliyoruz.

Kadınların MEDYA İZLEME GRUBU - MEDİZ