Sistem önce kendi bilgisini üretiyor, sonra da bu bilgiyi türlü biçimlerde sunuyor. Bazen bir ilkokul kitabının içinde, bazen bir filmde, bazen bir şarkının satır aralarında bazen de burada olduğu gibi ‘masum' gibi görünen bir reklamın dilinde. Hülya Anbarlı'nın kaleminden.

Televizyon kanallarında bir süredir dönen bir reklam var. Bir temizlik malzemesinin reklamı. Hadi adını da söyleyelim: Cillit Bang. Reklamın ‘kahramanı' yine bir kadın. Saçı başı dağınık. Belli ki ev işlerinden azade olamayan bir kadın. Şöyle diyor ilkin gözlerimizin içine bakarak: "Ben bir iş kadınıyım; işim evim." Ardından da eski temizlik malzemesiyle istediği performansı gösteremediğini ama cillit bang'le ne kadar başarılı olduğunu, kendine zaman ayırabildiğini ve işinde terfi ettiğini söyleyerek ekliyor: "Kayınvalidem de temizlikte terfi ettiğimi söylüyor."

Evet, bu bir reklam. Ya da sadece bir reklam mı acaba? Tabii ki değil! Bu her gün karşımıza değişik biçimlerde çıkan bir ideoloji. Gelin bu ideolojinin kodlarını birlikte çözelim.

Bu reklam bize diyor ki: "Her ne kadar biz sana iş kadınısın desek de sen önünde sonunda bir kadınsın ve senin temel görevlerinden biri evini temiz tutmaktır. Üstelik bu görevini çok iyi yapmalı ve başarılı olmalısın. Başarılı olursan çevrenin, kayınvalidenin ve nihayet kocanın onayını alırsın." Sadece bu kadar mı? Ardından diğer rol, yani kayınvalide rolü çıkıyor karşımıza. O da evde oğlunun temsilcisi ve kadına yüklenen rollerin sürdürücüsü olarak görünüyor. Ve roller yaşlı, sözü dinlenmesi gereken bir anne aracılığıyla inandırıcı kılınıyor. Ne de olsa ‘ataları' ona bu rolü yüklemiştir ve oda rolünü ‘layıkıyla' yapacaktır.

Görüldüğü gibi oyun aslında çok açık. Sistem önce kendi bilgisini üretiyor, sonra da bu bilgiyi türlü biçimlerde sunuyor. Bazen bir ilkokul kitabının içinde, bazen bir filmde, bazen bir şarkının satır aralarında bazen de burada olduğu gibi ‘masum' gibi görünen bir reklamın dilinde.

Ayrımcılık ideolojisinin en tehlikeli yanı işte bireyi ve toplumu çoğu kez görünmez kodlarla sarmalamasıdır. Açık seçik ayrımcılıklardan uzak durmaya çalışır bu ideoloji. Sinsidir niyeti onun. Aleni olmak, görülebilme tehlikesini de içinde barındırır çünkü. Bu nedenle en görünür yerlere en görünmez biçimlerde sızar. En zor olanı da bu gizli ayrımcılık kodlarının açığa çıkarılmasıdır.

Bir yılı aşkın süredir kadınların medyadaki gözü kulağı olan MEDİZ (kadınların medya izleme grubu) erkek egemen dünyanın gizli açık bütün niyetlerini deşifre etmeye ve bir baskı grubu oluşturmaya çalışıyor. Bu amaçla da yazılı ve görsel basında kadınların gösterilme biçimlerini izliyor ve cinsiyet ayrımcı bütün yayınların, reklam, haber ve fotoğrafların ardına düşüyor. Ama biz kadınlara da çok önemli bir görev düşüyor: Medyada malzeme olarak kullanılmaya hayır demek bize gelenekselmiş gibi yutturulmaya çalışılan rolleri giymeyi reddetmek!



Yorum yapabilmeniz için sisteme giriş yapmanız gerekmektedir.