Hüseyin Üzmez ve Adana Valisi

Yazar: mediz.org

31.10.2008

İki adamın iki gündür söylediklerine, yaptıklarına bakıyorum, onların açıklamalarına baktıkça ne diyeceğimi bilemiyorum. Hüseyin Üzmez tahliye olurken: "Benim düşmanım şeytan, benim düşmanım nefsim. En çok kendi nefsime ve şeytana kırgınım."
Bu açıklamayı nasıl yorumlarsınız? Nefsime uydum ve yapacağımı yaptım. Ne yaptığını da gazetelerden okuduk: 14 yaşında bir kıza taciz. İddia bu. Sonrası alışık olmadık şekilde hızla hazırlanan bir Adil Tıp raporu ve ardından gelen jet tahliye... Hüseyin Üzmez böylece tahliye oldu...
Yine ne diyeceğimi kestiremediğim ikinci kişi ise Adana Valisi İhsan Atış. "Çocuklar eylem yaparsa, ailelerinin yeşil kartını iptal ederim. Kömür de vermem, hastaneye de göndermem" diyor.
‘Kürt sorunu' neden bir türlü çözülemiyor? Neden PKK hâlâ gençlerin bir kısmını dağa çekmeye devam edebiliyor? Neden şiddet bir türlü önlenemiyor? Sorularına cevap arıyorsanız, Adana Valisi'ni bir örnek olay olarak incelemenizi öneririm.
Adana, Güneydoğu'da ‘düşük yoğunluklu savaş'ın yükünü en çok çeken kentlerimizden birisi. Güneydoğu'da köyü boşaltılan, çatışma alanlarından canını kurtarmak için oraları terk eden insanların kendilerine yeni bir yaşam alanı kurmak
için geldiği kentlerden birisi Adana.
Adana'ya gelen Kürtlerin çoğunun eğitimi yok, meslekleri yok, geçim zorluğu çekiyorlar. Maddi olanaksızlıklar yüzünden çocuklarını bile doğru dürüst okutamıyorlar. Adana'da gelişen birçok gergin ortamın arkasındaki bu sosyal tabloyu görmeden, bunu anlamaya çalışmadan, bu tür yasakçı ve baskıcı yolları seçmenin ne anlama geleceğini ve ne gibi sonuçlar doğuracağını bir Vali bilmiyorsa ne denebilir ki! Ondan ne beklenebilir ki!
***
Hüseyin Üzmez olayı da, Adana Valisi'nin olaylar karşısındaki tutumu da gerçekten içinde bulunduğumuz olumsuz görüntüleri en iyi yansıtan örnekler.
Hüseyin Üzmez, erkek egemen söylemin ve uygulamanın tipik temsilcilerinden birisi. Şöyle söylüyor gazeteciye: "Ben diyorum ki, akil baliğ olan, regl olan bir kız reşittir. İnancımıza göre böyledir." 14 yaşında olması önemli değil, önemli olan bir küçük kızın regl olması, onunla ilişki kurmak bile mümkün. Yaptığı böylece inancına, dinine imanına uygun hale geliyor... Bunu da dindarlar adına konuşarak söyleyebilirsiniz. Dindarlık adına öne sürebilirsiniz.
Hukuki olarak bu olayda ne gibi sonuçlar çıkacak bilemem. Üzmez'in hakkındaki raporun bu kadar çabuk çıkarılması herhalde herkesin dikkatini çekmiş ki, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da verilen rapora itiraz edeceklerini söyledi. Sonrasını göreceğiz.
Hüseyin Üzmez tartışması basit bir tartışma değil. Bu tartışmanın içinde erkek egemen söylem var. Bu tartışmanın içinde dindarlık adına öne sürülen ve kadını bir mal gibi anlayan anlayış var. Para ve güç sahibi erkeklerin kadın ve kızlara yönelik aç gözlü yönelişlerinin meşru görüldüğü bir ortam var. Bunları tartışacağız.
Tabii tahliyeyi sağlayan raporun arkasındaki anlayışı da...
***
Adana Valisini de tartışacağız. Eğer Türkiye bu anlayışla yönetilirse, birileri Türkiye'yi böyle yönetiyorlarsa, olaylara bu anlayışla çözüm üreteceklerini sanıyorlarsa yandık demektir. Bu yaklaşımla ne dağın sonu gelir, ne de şiddetin.
Adana Valisi'nin sözlerine benzer sözleri ve uygulamaları birçok bürokratın ve güvenlik görevlisinin geçmişte söyleyip yaptığını biliyoruz. Bunun sonuçları 25 yıldır ortada duruyor.
Asıl can sıkıcı olan Adana Valisi'nin bu korkutucu ve tahrik edici açıklamasına şu ana kadar siyasetçilerin hiçbirinden bir tepki gelmemesi. Her konuda anında tepki veren siyasiler, bakanlar herhalde bu açıklamadan çok hoşnutlar ki, kimse valiye "Sen ne diyorsun, nasıl böyle bir açıklama yapıyorsun" deme gereğini duymuyor.
İki adam, iki örnek. 2008 yılında Türkiye'nin kronik sorunlarını çok güzel simgeliyorlar..



Yorum yapabilmeniz için sisteme giriş yapmanız gerekmektedir.