Boşanmak öldürmekten daha mı zor

Yazar: mediz.org

02.10.2008

Son yıllarda boşanmak isteyen eşini hunharca öldüren erkeklerin sayısı artıyor. Sivil toplum kuruluşları kadın cinayetleri önlemeye çabalarken, Çorum'da ayrılmak isteyen 30 yıllık eşini barışmaya ikna edemeyen 55 yaşındaki şahıs iki çocuğunun annesini boğazını keserek öldürdü

Çorum'da bir kişi, kendisine boşanma davası açan eşini bıçaklayarak öldürdü...

Çorum'un Çöplü Mahallesi'nde yaşayan 55 yaşındaki seyyar satıcı Aydın O, yıllardır aynı yastığa boş koyduğu ancak son zamanlarda geçinemediği ve ayrı yaşamaya başladığı eşi Gülendam O'nun kendisine boşanma davası açtığını öğrendi.

Öğrenir öğrenmez de 55 yaşındaki kadının Bahçelievler Mahallesi'ndeki evine gitti. İsteyip de direttiği, eşini boşanma davasından vazgeçirmekti. Ancak Gülendam O, eşinin barışma isteğini reddetti.

SEN MİSİN REDDEDEN • Kocasına geri dönmek istemediğini, mutlu olmadığını söyleyen Gülendan O'nun, Aydın O'dan evi terk etmesini istemesi üzerine ikili arasında tartışma çıktı. Bir anda tartışma kavgaya dönüştü ve kas gücü yine devreye girdi.

Aydın O, gözünü kırpmadan iki çocuğunu dünyaya getiren karısının boğazını kesti, yetmedi, iki ayrı yerinden de bıçakladı ve öldürdü. Arkasına bakmadan karısını kanlar içinde bırakarak evden ayrıldı.

Bir süre sonra kapının açık olduğunu fark ederek eve giren komşuları, Gülemdan O'nun cesediyle karşılaştı. İki çocuk annesi kadının cesedi, polis ve savcının incelemesinin ardından otopsi için Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis, olay yerinden kaçan Aydın O'nun yakalanması için çalışma başlattı.

Gülendam O. ve Aydın O, yaklaşık 30 yıldır evliydi. Çocuklarını büyüttükten sonra daha iyi hayat standartlarını yakalayabilmeleri için, birini Almanya'ya bir diğerini de Rusya'ya yollamışlardı.

Ancak çeyrek asrı deviren çift, son zamanlarda birbirlerinden defalarca şikâyetçi olmuştu ve bir aydır da ayrı yaşıyordu.

ANALİZ • TARAF

Kadınlar ‘mülk'ünüz değildir
Hemen her gün bir benzerinin farklı bir kentte, farklı bir isimle aynı hazin sona uğramasını ‘münferit' bir şiddet olayı gibi sunan gazetelerin üçüncü sayfasında hep ‘renkli' bir malzeme olarak yer bulur.

Oysa kadın örgütlerinin açıkladığı tespitlere göre, neredeyse aynı adamdan çıkmış gibi görünen şiddet olaylarının benzerliği ve nedenleri, bunların ‘münferit' değil ‘sistemli' bir şiddet olduğunun en açık göstergesidir.

Kocanın, birlikte yaşadığı adamın ya da ağabey veya babanın... Saldırganın sıfatı ne olursa olsun, şiddetin nedeni, hedefi ve sonuçları aynıdır: Kadını kontrol altında tutmak!

Töre/namus cinayetleri dahil her tür şiddeti ‘aile kurumu' içinde ‘meşru' ve ‘doğal' kılan ataerkil değerler sisteminin hedefi, kadını doğduğu andan itibaren itaat etmeye eğitmektir. Çünkü kadın birey değil bir ‘mülk'tür.

Giyeceği giysiden evleneceği adama, evlenme yaşından çocuk doğurup doğurmamaya kadar tüm hayatı ona dayatılır.

Bu dayatmaya boyun eğmesi bile şiddetten koruyamaz çünkü kaçınılmaz olarak ‘zor', ancak ‘zor'la sürdürülür.

Üstelik bu değerler sistemi bugünkü ‘medeni' hukuk sisteminin bile temelidir ve hala yasaları belirleyen temel perspektiftir.

O kadar ki yalnız aile kurumu içinde varlığından söz edilen kadına ilişkin sorunlar, bunca yıllık mücadeleden sonra bile Nimet Çubukçu'nun ‘baktığı' Aile Araştırma Kurumu'nun sorumluluğunda ele alınmaya ve de bu kurum tarafından geleneksel roller üzerinden tanımlanmaya devam ediyor.

(Örnek: Aile Araştırma Kurumu geçen hafta yayınladığı dergide dizilerdeki kadınları aynı geleneksel roller üzerinden tanımlayıp, yargılamaya kalktı.)

Dolayısıyla, 10'lu yaşlarda bile alınıp satılabilecek kadar ‘mal' olarak görülen kadınların evlendiklerinde uğradıkları şiddet karşısında da boyun eğmeleri ‘beklenen' ve ‘alışık olunan'dır.

O artık babadan kocaya geçmiş bir mülktür ve kocanın rızası olmadan hareket etmesi mümkün değildir. Büyük çoğunluğu ‘bıçak kemiğe dayanana kadar' katlandığı şiddete bir gün ‘yeter' deme cesaretini gösterince ya da artık kendi tercihlerini yaşama kararı verince de işte o üç cümleyle geçiştirilen haberlerin birinin konusu olur.

Böylece başka ‘kız kardeşler'ine örnek oluşturulur... Mülk olmayı reddeden, ‘kontrolden çıkan', itaat etmeyen, birey olmakta ısrar eden...!



Yorum yapabilmeniz için sisteme giriş yapmanız gerekmektedir.