MEDİZ’den Medyaya Çağrı

Yazar: mediz.org

29.11.2010

Yumruk Atan, Kalem Kıran, Silah Sıkan Eylem ve Söylemlere ve İbrahim Tatlıses’e Dair

Kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini anlamak için, eylem ve söylemleriyle her daim olumsuz bir figür olarak karşımızda duran İbrahim Tatlıses son olarak bir kız çocuğuna yönelik cinsiyetçi hitabıyla medya gündemini işgal etmekte. Sonrasında özür dilemediği gibi, kendisini eleştiren Balçiçek İlter'i arayarak "O kalemler kırılır" diyebilme cüretini gösteren İbrahim Tatlıses yaygın bir tepki görmediği gibi bu son icraatıyla da medyada sıklıkla yer almaya devam ediyor.



Yeni Radikal Eski Hayal Kırıklığı

Yazar: mediz.org

25.10.2010

17 Ekim 2010'da "yeni" tabloid Radikal çıkmaya başladı. Gazetenin yeni genel yayın yönetmeni Eyüp Can 18 Ekim 2010'daki köşe yazısında şöyle diyordu:

"Kendimi de katarak söylüyorum Türk medyası fazlasıyla erkek.
Radikal'le size ‘çift cinsiyetli' bir gazete vaat ediyorum.
‘Özgür ruhlu, cesur, duyarlı...'
Hem erkek hem kadın...
Her şeyden önemlisi ‘vicdanlı'."




Yeniden, Medyaya Çağrı:

Fatmagül'ün Suçu Ne? dizisinin yapımcı-yayıncılarına ve dizideki tecavüzü komedi malzemesi yapan Habertürk'te yayınlanan Gölgede Muhabbet programını hazırlayanlara ve bu vesileyle tüm medyaya, 2 yıl sonra, bir kez daha çağrımızı yineliyoruz:

Kadınlara Yönelik Suçlara, Tacize, Tecavüze Ortak Olmayın!



Reyting İçin Kadın Düşmanlığından Medet Ummak ya da "Ah Be Güzelim" Yarışması!

Güzel ve Dahi, Mehmet Ali Erbil'le 50 Sarışın benzeri birçok formatın ardından, ATV'de yayınlanmaya başlayan Ah Be Güzelim yarışması ile, ‘medya etiği', ‘sorumlu yayıncılık' gibi defaatle vurguladığımız hususları hatırlatmaya, içerdiği cinsiyetçi unsurları anlatmaya gerek bırakmayacak şekilde ‘kadınları aşağılayan, aşağılamaya teşvik eden' apaçık kadın düşmanı olarak tasarlanan-kurgulanan bir yarışma programı ile karşı karşıyayız.

 



MEDİZ Tarafından Türkiye Medyasına Önerilmek Üzere:
Zekasına Güvenen 50 Erkek Mizahçı Aranıyor!

Sarışın dendi mi aklına kadın, kadın dendi mi porno gelmeyen, tacizin, tecavüzün, aşağılamanın, dayağın komik değil zulüm olduğunu bilen, kadın erkek, her kiloda, her yaşta insanla barışık ama ergenlikte edindiği fikir ve bilgileri eleştirebilen...

 



Mediz’den Fatih Altaylı’ya Kınama!

Yazar: mediz.org

02.12.2008

Gazetecilik Cinsel Taciz Aracı Değildir!
Önceki yıllarda da fikrine katılmadığı kadınlara yönelik cinsel tacize ve hakarete varan ifadeleriyle karşılaştığımız Fatih Altaylı, anlaşılan SKY Türk'te yayınlanan "Kan Uykusundan Uyanmak" adlı programda gazeteci Gülay Göktürk'ün orduya yönelik görüşlerine istinaden, Haber Türk Web Sitesindeki köşesinde, 24 Kasım'da, -isim vermeden- şöyle bir yazı yazdı: "Hanımefendi belki farkındasınız, belki değilsiniz ama o ordu sizin bacak aranızı da koruyor... Türk ordusuna sallayan hanımefendi bilmelidir ki, Türk ordusu Türkiye'nin sınırlarını korur. O sınır ne yazık ki, kadınlarımızın bacak arasına kadar uzanır."



Kadınlara yönelik tecavüz gibi cinsel suçların medyada hala pornografik reyting-tiraj malzemesine dönüştürüldüğü, suçun işlenişine dair her tür detaya yer verilen, hatta mağdur kadınların fotoğraflarla metalaştırılarak, haklarındaki tüm detayların ifşa edildiği haberleri, bizler, dehşetle izliyoruz! Ama yalnızca dehşetle izlemekle kalamayız! Başta medya mensupları olmak üzere bu toplumda yaşayan her kişi bu dehşeti sona erdirmekle sorumlu...
Tecavüz gibi suçları böyle haberleştirmek bir taraftan bu suçlara maruz kalan kadınları şikayetçi olduğu durumda kimliğinin medya tarafından ifşa edilmesi korkusuyla sindiriyor ve suçlunun üzerine gidilmesini engelliyor, bir taraftan da, kadınlara yönelik taciz, tecavüz gibi cinsel suçları meşrulaştırıyor, cezasız kalan suçlar benzer suçları teşvik edebiliyor!



Vakit Gazetesi’ne Çağrı!

Yazar: mediz.org

12.11.2008

Vakit Gazetesi, çocuk istismarıyla yargılanan yazarı Hüseyin Üzmez'i destekleyen, bu konuda görüşlerini, tepkisini açıklayanlara hakaret ve suçlama dolu yayınlarını sürdürdü, sürdürüyor:

 



Medyada tecavüz gibi cinsel suç haberlerinin verilişinde ortaya çıkan ihlaller Hüseyin Üzmez davasıyla ilgili haberlerde maalesef sürdürülüyor. Bu vakada dikkatimizi çeken noktaları siz medya mensuplarının dikkatine sunmak istiyoruz:



"Medyanın arka sayfasında ‘Güzel', gündüz kuşağında ‘Kurban' ya da ‘Cani', hikayelerinde ‘Fedakar Anne', ‘İyi Aile Kızı' ya da ‘Kötü Kadın', siyaset sayfalarında "Başörtüsü" ya da "Bayrak Taşıyıcısı ve mutfağında çalışıp görünmez olmaktan bıktık!" diyerek başladığımız "Medyada Cinsiyetçiliğe Son!" kampanyası içeriği, kampanya kapsamında düzenlediğimiz "Cinsiyetçi Olmayan Medya İçin" konferansı sunumlarını ve yaptığımız Medyada Kadınların Temsil Biçimleri araştırmasını içeren "Medyada Cinsiyetçiliğe Son!" Kitabı çıktı.



Kadınların Medya İzleme Grubu-MEDİZ olarak dört aydır sürdürdüğümüz "Medyada Cinsiyetçiliğe Son!" kampanyamızın ardından cinsiyetçilikten uzak bir yaz tatili dileğimizi siz tüm medya çalışanlarına bir kez daha hatırlatmak istedik.

Selülit, Bikini, Dekolte, Frikik, Sıfır Beden Gazeteciliğinden Bıktık!
Medya Tarafından Röntgenlenmediğimiz Bir Yaz Geçirmek İstiyoruz.



Gazeteniz yazarlarından Sevan Nişanyan'ın eşine karşı hiçbir şekilde kabul edilemeyecek, şiddetin en ağır biçimlerinden olan eylemiyle ilgili aldığınız tutum ve gelen tepkilere karşı yaklaşımınızı dayandırdığınız etik zemini anlamamız mümkün değil...



Kadınların Medya İzleme Grubu-MEDİZ'in Medyada Kadınların Temsil Biçimleri araştırması da gösterdi ki: Medya erkeklerin egemenliğinde... Haberler, manşetler, içerikler yapılırken kadınlar, bireysel varlığı olmayan eş ve anne, magazin malzemesi, konu mankeni, cinsel nesne olarak kurgulanıyor ya da tamamen yok sayılıyor!



Bizler, "Medyada Cinsiyetçiliğe Son! Cinsiyetci Reklamlara Son!" derken TBWA Reklam Ajansı'nın Küresel Isınmaya karşı duyarlılığı artırmak üzere "sosyal sorumluluk" projesi olarak hazırladığı web sayfası ile karşılaştık! www.simsicakgeceler.com adresinde "Ateşli Geceler / Ateşli bir geceye hazır mısın?" başlığıyla açılan web sayfası bir porno sitesi formatında hazırlanmış...



Cinsiyetçi Reklamlara Son!

Yazar: mediz.org

14.05.2008

Medyada Cinsiyetçiliğe Son!
Cinsiyetci Reklamlara Son!

Medyanın genelinde egemen olan cinsiyetçi dil, söylem ve zihniyetten artık bıktık! Reklamlardaki cinsiyetçiliğe dayanan aslında yeni bir şey de yaratmayan yaratıcılıktan da bıktık!



 

 



Medyanın arka sayfasında ‘Güzel', gündüz kuşağında ‘Kurban' Ya Da ‘Cani' hikayelerinde ‘Fedakar Anne', ‘İyi Aile Kızı' ya da ‘Kötü Kadın', siyaset sayfalarında "Başörtüsü" ya da "Bayrak Taşıyıcısı ve yanlızca medyanın mutfağında çalışıp görünmez olmaktan bıktık ! Mediz'in Medyada Cinsiyetçiliğe Son! Kampanyası Başlıyor...



Haydar Dümen'in Cinsel Taciz ve Şiddet Kışkırtıcılığı Artık Bitmeli!

Bizler Medya İzleme Grubu'nu oluşturan kadınlar ve kadın örgütleri olarak, yıllardır, tüm medya kanallarında ‘cinsel sorunlar uzmanı' olarak lanse edilen Haydar Dümen'in kadınlara yönelik tacizkar ve şiddeti körükleyen beyan ve yazılarına artık maruz kalmak istemiyoruz.

Yıllardır süregelen bu aşağılama, taciz ve şiddeti hala fark etmeyenler için, Haydar Dümen'in doktor ve yazar olarak sadece 6 Kasım 2006 günü Posta gazetesindeki yazısından iki örnek:



Medyada Kadınların İnsan Hakları İhlallerine Son!

Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri sonucu yaşadığı her tür şiddet ve ayrımcılık sadece kadınların değil tüm toplumun sorunudur; dolayısıyla medya kuruluşları ve medya mensupları da kadınlara yönelik insan hakları ihlallerine toplumsal bir sorun olarak yaklaşmalı ve kadınlara yönelik insan hakları ihlallerinin önlenmesi ve durdurulması için sorumlu davranmalıdır. Ama bu tür ihlalleri önlemekte sorumlu davranmak bir yana, medyanın bu hakları sürekli ihlal ettiğine tanık oluyoruz.

Medya kadınların insan haklarına yönelik ihlalleri çeşitli biçimlerde gerçekleştiriyor. Örneğin:



Serdar Turgut'a

Yazar: mediz.org

01.05.2008

Serdar Turgut, 30 Mayıs tarihli Akşam gazetesindeki köşesinde ‘Kadınların bu kadar fazla konuşulduğu, ön plana çıktığı bir ülkeden de hayır gelmez, sonumuz iyi değil. Herkesin haberi olsun...' diyerek hepimiz için çok önemli bir tehlikenin altını çiziyor. Söylediklerinin şu kısmına biz de katılıyoruz: ‘Kadınların bu kadar fazla konuşulduğu bir ülkeden hayır gelmez.' Hele Serdar Turgut gibi akıl dışı bağlantılar ve düşmanca yaklaşımlarla konuşulduğunda kimse için hayırlı bir gelecek gözükmüyor...